Sınav

Küçük Levent annesine telgraf çeker: "Sınavım kötü geçti. Babamı hazırla..." Telgrafa yanıt gelir: "Babanı hazırladım, sen kendini hazırla!.."

Yardım

Ozan heyecanla eve geldi. Kapıdan girer girmez: "Anne yandın..." dedi. Annesi telaşla sordu: "Neden yandım yavrum?" Ozan üzülerek cevap verdi: "Öğretmenim, 'senin dersine yardım edeni bir görsem dayaktan öldüreceğim' dedi!.."

Hiç


- Buraya oturamazsın! Ben kimim biliyor musun?
- Kim olduğunuzu bilmeli miyim?
- Ben yardımcı doçent falan kişiyim.
- Evet?
- Benim gibi kıdemli birinin yanına oturamazsın!
- Size bir soru sormak istiyorum. Siz yardımcı doçentlik ünvanınızdan sonra ne olacaksınız?
- Doçent.
- Peki sonra?
- Şayet başımıza bir şey gelmezse profesör.
- Daha sonra?
- Belki zor ama, ordünaryus profesör.
- Evet... Peki bu dereceden sonra?
- Hiiç...
- Ben şimdiden ‘hiç’im; lütfen müsade edin yanınıza oturayım...

Sınav


Ev kadını ilkokul diploması almak için imtihana girer. Tabiat bilgisinden sınıfta kalır. Sorular şöyledir:
- Mide ne iş yapar?
- Sindirim yapar.
- Akciğer ne iş yapar?
- Solunum yapar
- Kalp ne iş yapar?
- Dolaşım yapar.
- Beyin ne iş yapar?
- Kapıcılık yapar...

Meslek

Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu: “Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor?” Tuna: “Otobüsleri kaldırıyor efendim.” dedi. Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu: “Pek iyi anlayamadım, neymiş babası?” Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi: “Vinçmiş, vinç!..”

Değerli maden

Öğretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş. Dersin bitiminde çocuklara sormuş: “Çocuklar!.. Kim hangi madene sahip olmak ister?" Önce David cevap vermiş: "Platin, öğretmenim. Onunla kendime bir Porsche alırdım." Ardından Mike cevaplamış: "Altın, öğretmenim. Altınlarımla kendime son model bir Cadillac alırdım." En son küçük Joe yanıtlamış: "Silikon, öğretmenim. Ablamda iki tane var, kapının önündeki arabaları hayal bile edemezsiniz!.."

Sınıf

Küçük Ali okula başladığından beri her gün öğretmeni Aysel'e gidip “Öğretmenim, beni yanlış sınıfa koydunuz. Benim yerim birinci sınıf değil. Ablam üçüncü sınıfta, ama ben en az onun kadar akıllıyım. Hiç olmazsa beni üçüncü sınıfa alın" diye şikayet edermiş. Bundan sıkılan Aysel öğretmen bir sabah Ali'yi kaptığı gibi okul müdürüne götürmüş ve durumu anlatmış. Müdür "Peki..." demiş, "Bu çocuğu bir imtihan edelim. Eğer yeri üçüncü sınıfsa o sınıfa sokalım!" Sormaya başlamış, "İki kere iki?” Ali hemen "Dört" diye cevap vermiş. “Sekiz kere dokuz?" Ali "Yetmişiki" demiş. "Kaç mevsim var?" Ali "Dört" demiş. Aysel öğretmen müdüre "İzin verirseniz ben de birkaç soru sorayım" demiş ve sormuş; "Söyle bakalım ineklerde dört tane ama bende iki tane var... Bu nedir?" Ali "Bacak!" demiş. Aysel öğretmen sormuş; "Peki senin pantalonunda olup da benim pantalonumda olmayan nedir?" Ali hemen "Cep!" demiş. Bunun üzerine müdür Aysel öğretmene dönmüş ve "Hocam..." demiş, "... bu çocuğu üçüncü değil beşinci sınıfa koyalım... Çünkü son iki soruya ben doğru cevap veremedim, ama o verdi!.."

Ceza


Öğrenci sınıfa yeni gelmisti. İkinci gün öğretmenine sordu:
- Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?
- Olur mu evladım, insan yapmadığı şey için cezalandırılır mı? Niye sordun bunu?
- Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da... Ceza verirsiniz sanıyordum!..

Yılın Telesekreter Mesajı


Konumuz California'daki Pacific Palisades adlı okul... Burada okuyan çocukların velileri, bütün okulu ve öğretmenleri dava ediyor, çünkü bütün dönem boyunca 15 ile 30 gün arasında devamsızlık yaptıkları halde çocuklarının derslerden kalmalarını kabul etmiyorlar. Velilerin neredeyse tehdide varan itirazlarıyla baş edemeyen okul yönetimi, en sonunda telesekreter mesajını aşağıdaki şekilde değiştiriyor ve "Yılın Telesekreter Mesajı" ödülünü kazanıyor.

"Merhaba! Pacific Palisades'e hoş geldiniz. Bu bir otomatik mesajdır. Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek istediğiniz departmanla ilgili tuşa basınız.

Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek için 1'e

Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan söylemek için 2'ye

Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3'e

Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4'e

Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5'e

Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü hakkındaki şikâyetleriniz için 6'ya

Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz öğretmeninden yakınmak için 7'ye

Bıraksanız bütün okulu yiyecek çocuğunuzun yetersiz bulduğu okul menüsünden şikâyet etmek için 8'e basınız

Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yasadığının farkındaysanız ve sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona verilen ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının çok önemli olduğuna inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede başladığının bilincindeyseniz, artık telefonu kapatabilirsiniz...

İyi günler dileğiyle...

Kevser

İmam Hatip Lisesi’nde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci: ”Fatih...” diye cevap verir. Müfettiş: “Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalım.” Çocuk sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. Müfettiş yine sorar; ”İsmin ne çocuğum?” Çocuk cevap verir: “Yasin... Ama arkadaşlar kısaca ‘Kevser’ derler!..“

Bir At Ölüsü


Hoca öğrencilere “Pazar günü saat 2’de sınav yapacağım; herkes okulda olacak!” deyince, öğrenciler; "Ya hocam olur mu hiç zaten bir pazarımız var. Onu da siz yemeyin!" derler. Ama nafile... Hoca hiçbirini dinlemez ve ekler “Gelmeyen sınıfta kalır!” Pazar günü gelir çatar. Saat 2, kimsecikler yok, 2 dakika sonra bir öğrenci içeri girer; "Hocam geç mi kaldım?" der. Hoca; "Oğlum ne oldu, niye geç kaldın?" diye sorunca da; "Hocam malumunuz günlerden pazar, kızla buluştum. Tam biz işi koyultmuşuz ki, pat kızın babası gelmez mi? Konuştuk, konuştuk, babası bizim ciddi olduğumuzu anlayınca yatıştı. Sonra ben bir baktım geç kalıyorum, kızın babası hemen arabanın anahtarını verdi. Bende atladım arabaya geliyorum, tak yarı yolda araba bozuldu. Baktım ki oradaki bir adam at kiralıyor, hemen kiraladım. Tam okulun köşesine geldim at öldü, ben de atı orda bıraktım geldim..." Hoca öğrencinin anlattıklarına pek inanmaz ama “Geç yerine otur” der. O yerine otururken bir öğrenci daha gelir hoca ona da sorar nerde kaldığını. Bu öğrenci de ilk öğrencinin anlattığının aynısını anlatır. Hoca bu öğrenciye de “Geç otur” der ve bu bu şekilde 19. öğrenciye kadar sürer. Son olarak bir öğrenci daha soluk soluğa içeri girer, bu sefer hoca;
- Dur ner’den geldiğini ben anlatayım... Malum günlerden pazar kızla buluştun.
- Evet hocam.
- Kızın babası sizi yakaladı, ama ciddi olduğunuzu görünce affetti.
- Evet hocam.
- Sonra okula geç kalınca da arabasının anahtarını sana verdi. Sen de geç kalmamak için gaza bastın ama araba bozuldu.
- Hayır hocam.
- Hayır mı?
- Hayır, bundan sonrasını ben anlatayım. Bastım gaza tam okulun köşesine geldim, bir de ne göreyim her tarafta at ölüsü...

Eski Kanun


Öğretmen Newton’un yerçemini kanununu anlatıyordu;
- Biz, dünya üzerinde nasıl duruyoruz, biliyor musunuz? Yerçekimi Kanunu sayesinde...
- Peki öğretmenim, bu kanun kabul edilmeden önce nasıl duruyorduk?..

Öğrenci


Bir öğrenci, logistik-organizasyon dersinin yazılı sınavında kalıyor. Öğrenci:
- Siz beni cezalandırıyorsunuz. Bunu anlıyor musunuz?
- Evet tabii ki. Yoksa nasıl profesör olabilirdim?
- İyi o zaman. Size bir şey sormak istiyorum. Eğer doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu alıyorum ve gidiyorum. Fakat eğer cevabı bilemezseniz bana iyi not vereceksiniz.
- Anlaşıldı, tamam. Sor bakalım.
- Aynı anda yasal olup da mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup da ama yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?
Profesör iyice bir düşündükten sonra cevap veremiyor ve o öğrenciye iyi not vererek onu geçiriyor. Daha sonra profesör en iyi öğrencisini çağırıyor ve aynı soruları ona soruyor. Öğrenci hemen cevap veriyor:
- Siz 63 yaşındasınız ve 35 yaşındaki bir bayanla evlisiniz. Bu yasal ama bununla beraber mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir dostu var, bu gerçi mantıklı ama yasal değil. Siz, karınızın dostuna iyi bir not veriyor ve onu geçiriyorsunuz oysaki o sınıfta kalmıştı. Bu ise ne mantıklı ne de yasal!..

Hangi sınıf?

Üniversitenin ilk günü dekan bir sınıfa girdi ve “Günaydın!” dedi. Sınıf hep birden “Günaydın, hocam!” deyince, “A! Siz birinci sınıfsınız,” dedi. Sonra açıkladı: “Bir hoca sınıfa girip ‘Günaydın!’ dediğinde, hepsi, ‘Günaydın, hocam!’ derse, birinci sınıftırlar; gazetelerini ortadan kaldırıp kitaplarını açarlarsa ikinci sınıftırlar; hocayı görmek için gazetelerinin yukarısından bakarlarsa üçüncü sınıftırlar; ayaklarını sıraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü sınıftırlar. Hoca ‘Günaydın!’ dediğinde, bunu not alıyorlarsa master öğrencisidirler.”

Aile


Yeni bir okula tayini çıkan öğretmen, sınıfta çocukları daha yakından tanıyabilmek icin sohbet ederken öğrencilerden birine sormuş:
- Senin baban ne iş yapıyor?
- Devlet memuru efendim.
- Öyle mi? Nerede çalışıyor peki?
- Vilayette efendim.
- Ne iş yapıyor orada? Görevi ne?
- Vali efendim.

Mezun


İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde bi profesör, not sisteminden şikayetçi olup sınıfı paylamakta:
- Zaten buraya eşeği bağlasan mezun olur!
- Haklısınız hocam ipini koparamayanlar da profesör oluyor!..

Ümmet-i Muhammed

Üniversitede okuyan bir öğrenci yıl sonu sınavlarına girmiş ve arkadaşına: “Ben memleketime gidiyorum, sınavlar belli olduktan sonra bana sonuçları bildir. Telefona ben çıkarsam bana söylersin. Telefona annem çıkarsa, zayıfım eğer bir tane olursa ‘Ebubekir’in selamı var’ dersin. İki zayıf olursa ‘Ebubekir’in, Ömer’in selamı var’ dersin. Üç zayıf olursa ‘Ebubekir’in, Ömer’in, Osman’ın selamı var’ dersin. Dört zayıf olursa, ‘Ebubekir’in, Ömer’in, Osman’ın, Ali’nin selamı var’ dersin...” şeklinde konuşup memleketine gelir. Bir zaman sonra sınavlar belli olur, arkadaşı sınav sonuçlarını bildirmek için telefona sarılır. Telefona öğrencinin annesi çıkar. “Teyze, oğlunuza söyleyin, ümmet-i Muhammed’in selamı var!..”

Babasının yolunda


Ziraat okulunun öğrenci seçme sınavında sözlü sınava gelmiş sıra. Adaylardan birisi sınav odasına girerek, soruları yanıtlamaya başlamış.
- Niçin ziraat fakültesinde okumak istiyorsunuz, amacınız nedir?
- Küçüklüğümden beri çok zengin bir çiftlik sahibi olma hayaliyle yaşadım, aynı babam gibi.
- Babanız çiftlik işleterek milyarder mi oldu?
- Hayır ama yaşamı süresince zengin olmayı hayal etti.

Kar

Dört saat süreyle durmaksızın yağan kar nedeniyle üniversitede bir duyuru yapıldı: “Otoparktaki karları temizleyebilmemiz için, araba sahiplerinin araçlarını çekmelerini rica ediyoruz.” Yirmi dakika sonra hoparlörlerden yeni bir duyuru duyuldu: “Otoparktaki 26 arabanın sahibi 1200 kişi, on dakika içinde lütfen sınıflarındaki yerlerine dönsünler.”

Hazırcevap

İlkokula yeni başlayanların sınıfında, bayan öğretmen tahtaya “Eğlenebildiğimi anımsamıyorum aylardır...” şeklinde bir cümle yazarak sınıfa sormuş: “Bunu nasıl düzeltebileceğimi bilen yanıtlasın.” Bir minik hemen atılmış: “Belki de erkek arkadaşınızı değiştirmelisiniz.”

Numara

Hoca derste Ali’yi kaldırmış, sormuş;
“Oğlum adın ve numaran...”
 Bizimki “Adım Ali...” demiş,
sonra ceketini çıkarmış, havada iki üç defa çevirip omuzuna atmış ve;
“... bu da son numaram!..”

İnek ne verir?


Öğretmen sınıftaki miniklere sormuş:
- Eveet çocuklar söyleyin bakalım tavuk ne verir?
- Yumurtaaaaa!
- Pekiii... Keçi ne verir?
- Süüt!
- Aferin size çocuklar... Peki ya inek ne verir?
Arka sıralardan bir ses duyulmuş:
- Ev ödevi!..

Sözlü sınav ve torpil


Sözlü sınava giren 3 arkadaş ve sözlü sınavın hocasının uyguladığı torpil düzeneği:
İlk öğrenci çok torpilli ve soru:
- 1945’te hiroşima’ya amerikalılar tarafindan atom bombası...?
- Atıldı...
- Bildin..
2. ve daha az torpilli öğrenci içeri girer öğretmen sorar:
- 1945’te dünyada önemli bir olay?
- Hiroşima’ya atom bombası atıldı...
- Bildin...
3. ve torpilsiz öğrenci girer içeriye:
Herhangi bir yılda herhangi bir önemli olay?
- 1945’te Hiroşima’ya atom bombası atıldı...
- Kaç kişi öldü?
- 22449 kişi...
- İsimleri nedir?

Hiçbir şey bilmiyorsun


Öğretmen sınıfın yaramaz oğlanlarından birini sözlüye kaldırmış:
- Söyle bakalım, senin 5 milyonun var, gidip babandan da 15 milyon istedin, toplam kaç paran olur?
- 3 milyon öğretmenim.
- Anlaşıldı sen matematik hakkında hiçbir şey bilmiyorsun...
- Öğretmenim, asıl siz benim babam hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz!..

Risk

Hoca sınav yapacak ve tahtada bir tek soru yazılı “What is risk?” öğrenciler kağıtlara gömülüp riskin ne olduğunu anlatmaya girişmisler. İçlerinden bir öğrenci kağıdını hemen verip çıkmış. Bomboş kağıdın başında öğrencinin ismi, en altında da “This is risk...” yazılıymış. Diğer öğrenciler çeşitli notlar alırken yalnızca bu öğrenci yüz almış. Derken ikinci sınav zamanı gelmiş ve tahtada yine aynı soru “What is risk?” sınıftaki öğrencilerin hepsi “This is risk...” yazarak boş kağıtlarını vermişler. Biri hariç hepsi yüz alırken ilk sınavda yüz alan öğrenci sıfır almış. Öğrenci hemen itiraz etmiş; “İlk sınavda bu cevapla yüz almıştım. Bu sınavda bütün arkadaşlarım aynı cevapla yüz alırken ben niye sıfır alıyorum?” Cevap kısa ama çok anlamlıymış, “Aynı koşullar altında aynı riski iki kere alan aptaldır!..”

Not

Minik kız elinde karnesiyle eve girmiş. Karnesini babasına göstermiş, baştan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var... Öğretmen karnenin altına şöyle bi not düşmüş: “Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk, fakat bir kusuru var, derste çok konuşuyor. Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var, en kısa zamanda sizinle de paylaşmak istiyorum...” Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bir not düşmüş: “Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uyguluyacağım!..”

Coğrafya

Coğrafya dersinde öğretmen enlem, boylam ve dakikaları anlattıktan sonra konuyu pekiştirmek için sormuş. “Örneğin size öğle yemeğinde 23 derece 4 dakika kuzey, 45 derece 15 dakika güneyde buluşalım desem...” Bir süre sessizlikten sonra arka sıralardan bir ses, “Muhtemelen yalnız yerdiniz!..”

Alınacak ders


Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya:
- Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.
- Güzeel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferin, çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar. Geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece sekizinden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki buradan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma.
- Aferin, bu da çok güzel. Billy, sıra sende.
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşı’na katılmıştı. Bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted amcam helikopter düşmeden elinde bir makinali tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçerken Ted amcama bulaşmayın...

Zor soru

Öğrencinin biri sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş 1 gelirse A, 2 gelirse B... 5 gelirse E vs. 6 geldiği zaman tekrar zar atıyormuş. Bir atmış altı gelmiş, bir daha atmış yine altı gelmiş, birkaç defa daha atmış yine altı gelince: “Bu soru çok zor bu soruyu geçeyim!..” demiş.

Mr. Muscle

Yaşlı bir öğretmen, fen bilgisi dersinde kasları anlatıyordu. Bir ara öğrencilerden birine şu soruyu sordu: “Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır?” Çocuk sakin sakin cevap verdi: “İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!..”

Üçgenin tanımı


İlkokulda, matematik dersinde öğretmen üçgenin alanını, çocuklara şu şekilde öğretmiş: “Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun, ikiye bölümüdür.” Çocuk bunu güzelce ezberlemiş. Akşam babası evde sormuş:
- Bugün okulda ne öğrendiniz?
- Matematik dersinde, bir üçkenarlının alanını öğrendik babacığım.
- Ya öyle mi?.. Peki nasıl öğrendiniz?
- Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun, ikiye bölümüdür.
- Yavrum, yanlış öğretmişler size. Doğrusu: bir üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir.
O sırada, bir yandan gazetesini okuyan, bir yandan da torunuyla oğlunun konuşmasını dinleyen dede, dayanamayıp söze girmiş:
- İkinizin de tanımı yanlış! Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesiyle irtifaının hasıl-ı darpının nısfına müsavidir.

Afrika

Ev ödevi hazırlayan çocuk babasına sordu "Afrika ne kadar uzaktır baba?" Babası bilmiyorum demeyi kendisine yediremediği için biraz düşündü "Fazla uzakta olmamalı...” dedi, “... çünkü bizim şirkette bir zenci var. Her gün işe bisikletle gidip geliyor!..”

Bacak

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar, fotokopiler havada uçuşmuş. Sınavın yapılacağı gün bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok, sadece sıra sıra mikroskoplar. Hoca da başlarında bekliyorken demiş ki, “Bu mikroskoplarda bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak!” Tabii hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hocanın dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların basına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş “Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?” Kapı hafifce aralanmış ve bir bacak uzanmış “Tanısana ulan, bilsene kim olduğumu!..”

Sınav

4 öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve de matematik finalini kaçırmışlar. Ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. “Arabaya bindik, yolda lastik patladı. O yüzden kaçırdık...” demişler. “Neyse...” demiş hoca, “... 3 gün sonra gelin, sizi sınav yapacağım.” 3 gün sonra bu 4 öğrenci sınav olmak için gelmiş. Hoca bu dördünü sınıfın köşelerine birbirlerine en uzak olacak sekilde oturtmuş. Finali geçmek için de en az 50 almak gerekiyor. Hoca 5 tane soru sormuş ve sayfanın önündeki 4 soru çok basitmiş ve her biri 10 puanlıkmış. Ancak, kağıdın arkasındaki 60 puanlık soru şöyleymiş: “Arabanın hangi lastiği patladı?..”

Bil bakalım ne?

Okulun son günüydü. Miniklerin her biri öğretmenlerine hediye almış, tek tek yanına gidip veriyorlardı. Çiçekçinin oğlu paketini uzattı. Öğretmen kutuyu biraz salladı ve “Çiçek, öyle değil mi?” Çocuk şaşırdı: “Nereden bildiniz öğretmenim?” Öğretmen gülümsedi: “Sadece tahmin ettim...” Sıra şekerlemecinin kızına gelmişti. Öğretmen paketi evirdi çevirdi ve “Bu bir kutu şekerleme...” Minik kız hayretle “Nasıl bildiniz?” diye sordu. Öğretmen yine gülümsedi: “Sadece tahmin ettim...” Sonra sıra içki dükkanı sahibinin oğluna geldi. Öğretmen kutuyu aldı ve baktı ki kutunun altından bir şey akıyor. Damlacıklara parmağını götürüp tadına baktı ve “Şarap?” Çocuk, “Hayır öğretmenim!” “Hmmm... Öyleyse şampanya...” Çocuk, “Hayır, şampanya da değil öğretmenim!..” Öğretmen tekrar parmağını ıslaklığa götürüp tattı ve “Hmmmm vazgeçiyorum, söyle ne bu?” Çocuk; “O bir yavru köpek, öğretmenim!..”

Antrenör

Psikoloji sınıfında hoca “manik-depresif” davranışları anlatıyordu. “Çocuklar... Bir an deliler gibi ordan oraya koşturup avaz avaz bağırırken, bir dakika sonra sessiz sakin bir köşede otururken gördüğünüz kişiyi nasıl tanımlarsınız?” Çocuklardan biri atıldı: “Futbol takımı antrenörü!..”

İngilizce

Zengin ağa oğlunu İngilizce öğrensin diye Londra’ya gönderir. Oğlu gezip tozar, sürekli para ister. Birkaç yıl geçer. Ağa oğlunu zorla köye getirir. İngilizce öğrenip öğrenmediğini kontrol etmek ister.
- Oğlum, söyle bakalım, ağaç ne demek?
- Dan...
- Peki söyle bakalım iki ağaç ne demek?
- Dan dan...
- Peki söyle bakalım ‘orman’ ne demek?
Oğlu biraz düşünür ve başlar;
- Dan dirindi diri dan, diri diri dan!..

Doktora tezi

Sahne 1: Bir tavşan önüne bir daktilo almış tak, tuk, tak, tuk bir şeyler yazıyor. Oradan geçen bir tilki:
- Hey tavşan ne yazıyorsun?
- Doktora tezimi yazıyorum.
- Ha öyle mi? Çok güzel! Ne hakkında?
- Tavşanların tilkileri nasıl yedikleri hakkında.
- Yok canım olur mu öyle şey! Hiç tavşanlar tilki yer mi?
- Olur canım; gel istersen sana ispat edeyim.
Beraberce tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer; tak, tuk bir şeyler yazmaya devam eder. Daha sonra oradan geçen bir kurt tavşanı görür.
- Hey tavşan ne yazıyorsun?
- Doktora tezimi.
- Ne hakkında?
- Tavşanların kurtları yemesi hakkında.
- Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde! Buna kim inanır?
- Doğru olmaz mı? Gel istersen göstereyim.
Yine beraberce yuvaya girerler. Tavşan biraz sonra tek başına dışarı çıkar.
Sahne 2: Tavşanın yuvasının içi. Bir köşede tilkinin, bir başka köşede kurdun kemikleri. Diğer tarafta bir arslan kürdanla dişlerini temizliyor. Sonuç ve anafikir: Doktora tezi yapmak için tezin önemi yoktur, konunun da önemi yoktur, önemli olan tez danışmanındır.

Ses


Bir ilkokul öğretmeni öğrencilerinin ufkunu genişletmek için onları yakındaki bir çiftliğe götürdü.
- İneklerin çıkardığı sesi kim bilebilir?
- Mööö...
- Aferin Cindy!.. Peki koyunların çıkardığı sesi kim bilebilir?
- Meee...
- Peki domuzların çıkardığı sesi bileniniz var mı?
Sınıftaki bütün çocuklar el kaldırdı.
- Sen söyle Johnny.
- Ehliyet ve ruhsat!..

İnternet


İki öğrenci konuşuyorlardı:
- Dönem ödevin nasıl gidiyor?
- Hocam araştırma için internet'i kullanmamı önerdi, ve çok yararlı oldu.
- Gerçekten mi?
- Tabii... Şimdiye dek ödev satan 17 kişi buldum bile!..

Matematik


Tommy matematikte çok kötüdür. Ailesi akıllarına gelen herşeyi denemiştir ama işe yaramamıştır. Son bir çare olarak katolik okuluna yazdırdılar. İlk günün akşamı, Tommy eve çok ciddi bir yüz ifadesiyle gelir ve hemen odasına çıkıp çalışmaya başlar. Annesi akşam yemeğine çağırır, ve yemek biter bitmez tommy yine odasına kapanıp çalışmaya koyulur. Bu her gün böyle devam eder, annesi ise ne olduğunu bir türlü anlayamaz. Sonunda Tommy bir gün karnesini alır. Annesi karneye bakar, Tommy matematikten tam not almıştır! Artık dayanamayan annesi odasına gider ve sorar;
- Evladım, nasıl başardın? Rahibeler sayesinde mi?
Tommy 'hayır' anlamında başını sallar.
- Peki, kitaplar mı, disiplin mi, üniformalar mı, neyin sayesinde başardın?
- Okulun ilk günü, artı işaretine çivilenmiş adamı gördüğümde oyun oynamadıklarını anladım!..

Ademin cezası


Din dersi öğretmeni sınıfı sözlüye çekmektedir. Sıra Temel’e gelince sorar:
- Adem’in işlediği günah neydi?
- Yasak elmayı yemek öğretmenim...
- Peki, tanrı onu neyle cezalandırdı?
- Havva ile evlendirdu ya!..

Okul


Anne oğlunu uyandırmaya çalışmaktadır. Oğlan mızmızlanır:
- Anne, okula gitmek istemiyorum. Beni orada kimse sevmiyor. Öğrenciler sevmiyor, öğretmenler sevmiyor, hatta hademeler bile sevmiyor!..
- Oğlum, sen akıllı bir insansın. Okula ve arkadaşlarına verebileceğin çok şey var. Liderlik özelliğin var. Ayrıca 45 yaşındasın ve sen o okulun müdürüsün!..

Vardiya


Tarih hocası kıl olduğu öğrencisini bozmak amacıyla sorar:
- 2. Ramses’in piramidinin güney kanadında çalışan işçilerin ustabaşının adı nedir? Fırlama öğrenci sorar:
- Gündüz vardiyasındaki mi, gece vardiyasındaki mi?

Mantık


Öğretmen sormuş:
- Hangi ayda yirmisekiz gün var?
Soner cevap vermiş:
- Hepsinde hocam!..

İkiyüzlü

Öğretmen sormuş:
-Söyle bakalım, iki yüzlü kime denir?
- Okula gülerek gelen öğrenciye!..

İcat

Ahmet okuldan eve çok mutlu bir halde geldi. Annesi:
- Okulda ne yaptınız?
- Patlayıcı madde imal ettik.
- Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
- Hangi okulda?

Temel ile Trafik Polisi

video

Zaman

Türkçe dersinde öğretmen sordu:
- “Ben güzelim” dediğim zaman bu hangi zaman formundadır?
- Geçmiş zaman öğretmenim!..

Ayağa kalkın

Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş: 
“Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın...” 
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış. 
Öğretmen;
 “Sen kendini geri zekalı mi hissediyorsun?”
 Çocuk; 
“Hayır... Ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da!..”

Yoksul

Sık sık Hawaii'ye giden ailelerden birinin çocuğunun olduğu sınıfta, öğretmen ödev vermiş: "yoksul bir aileyi anlatın!" Çocuk anlatmış: "Aile çok yoksuldu, dede yoksuldu, baba yoksuldu, anne yoksuldu, aşçı yoksuldu, garson yoksuldu, hizmetçiler yoksuldu, uşaklar yoksuldu, bahçıvan yoksuldu, şoför çok yoksuldu!.."

Vergi

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır. Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel. Amerikan vatandaşı söz alır:

Bizim Amerika'da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız. Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız.

Derken Avrupalı söz alır ve Avrupa'da biz de ona benzer bir uygulama yaparız. Önce yere bir daire çizeriz. Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız.

Sıra bizim Temel'e gelir ve başlar anlatmaya, bizde daha kısa oluyi. Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk. Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kamuya harcarlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner.''

Trafik Cezası


Temel, kahveden çιkιnca kapιnιn önünde bir saatlik bir gecikme için park cezasι yazan trafik polisiyle burun buruna gelmis…

“Yazma şu cezayι memur bey” demiş…

Polis onu hiç umursamadan cezayι yazmaya devam edince onun bir “işgüzar” olduğunu söylemis…

Polis Temel’e söyle bir bakιp, “Aşιnmιş lastikler” için ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya baslamιş…

Temel, ne kadar ceza yazarsa yazsιn, ona vιz geleceğini söyleyince polis ilk iki ceza makbuzunu arabanın  sileceğinin altιna sιkιştιrιp, üçüncü makbuza başlamιş…

Bu sürtüşme 20 dakika kadar sürmüş, polis ceza üzerine ceza yazmιş… Temel hiç oralι olmamιş… Yürümüs…. karşι kaldırımda park ettiği arabasına binip, sürmüş gitmis…:)

ORUÇLU İKEN KAÇ HAMSİ YİYEBİLİRSİNİZ?


Dursun Temel e sormus :
- Uşağim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Temel : 100 tane yerim valla...
Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acayip hoşuna gitmis.
Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormuş
- Uşağim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane yerim ben...
Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum.

Tiktir Öğretmenim


Öğretmen sorar söyleyin bakalım, insanda istem haricinde kaslara bağlı olarak çalışan mekanizmaya ne denir?
Öğretmenim ! Öğretmenim !....
- Tamam sen söyle bakalım..
- "Tik" tir öğretmenim.
- Aferim oğlum söyle bakalım senin adın nedir ?
- Tüleyman öğretmenim..

Amerika'dan mühendis getirtiyoruz


Kayseri'de yol çalışması yapılıyormuş. Köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyorlarmış. O sırada oradan geçmekte olan Amerikalı bir mühendis görmüş bunları.
Merak etmiş; gitmiş yanlarına.
- Merhaba dayı ne yapıyorsunuz böyle? demiş.
Köylü
- Yol yapıyoz diye cevap vermiş.
- "E bu eşek ne" diye devam etmiş mühendis.
Köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış. Eşeğin yolun nerden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
Bizim Amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.
Alaycı bir tonla:
- "Eee demiş, eşek bulamıyınca napıyonuz?"
Köylü:
- "O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoz.