Oflu Ali Sıradışında




OFLU ALİDEN FIKRALARIN TAMAMI

Başkası vurmuştur

85 yaşından da bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir. Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
Doktor- "içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
Adam- "Evet,eşim.”
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..."
Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
Adam- "Nesi varmış dedenizin?"
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Adam- "Olur mu, başkası vurmuştur onu."
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte .. başkası vurmuştur

Ofli Hacca Gidince Ve Şeytanı Taşlayınca...


oflu ile şeytan | video.eksenim.mynet.com

Biz nasıl olduk

çocuğun biri babasına sormuş :
-baba biz nasıl olduk?
baba cevap vermiş maymunlar türeye türeye biz olduk demiş.
tabi çocuk babasının lafına inanmamış.
annesine biz nasıl olduk demiş?
annesi, ALLAH Adem babayla Havva annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz demiş.
çocuk demişki ama babam maymunlar türeye türeye biz olduk dedi
anne cevap verir: o babanın sülalesi bizi ilgilendirmez :)

Ayyaş bir adam vaaz dinlemeye gitmiş

Ayyaş bir adam vaaz dinlemeye gitmiş. Hoca vaazında içki içmenin bütün kötülüklerini, zararlarını sayıp dökmüş, hatta içki içenlerin sırat köprüsünden geçerken boyunlarında dünyada içtikleri bütün içki şişelerinin asılı olacağını söylemiş.
Adam sormuş:
-"Hocam, boyna asılan şişeler boş mu olacak dolumu?" Hoca, incecik köprüden dolu şişelerle geçilirken dengenin kolay sağlanamayacağını düşünerek:
-"Elbette ki dolu olacak" diye yanıt vermiş.
-"Hay ağzını öpeyim Hocam, desene ahrette de yaşadık!"

Laz'ın biri çıktı dedi ki...!

Temelden düz mantık

Temel barda oturmuş içki içiyormuş.
Yan tarafta içki içen uzun atkuyruk saçlı yuvarlak gözlüklü top sakallı entel bir damın elindeki kitaba göz takılmış.
Adama sormuş
- Haçan o kitap neyun nesidur.
Adam
- Düz mantık kitabı demiş.
- Ula o nedur ki
- Bilmiyor musunuz beyefendi
- Bilmeyrum
- Anlatayım o zaman demiş ve başlamış anlatmaya
- Evinizde akvaryum var mı?
- Vardur
- O zaman siz balıkları seviyorsunuz
- Doğrudur
- O zaman siz hayvanları da seviyorsunuz
- Haçan bu da doğrudur
- E o zaman siz insanları da seviyorsunuz
- Evet
- O zaman sizin karşı cinse karşıda ilginiz var
- Evet vardur
- E o zaman siz ibne değilsiniz
Temelin hoşuna gitmiş bu hemen bir düz mantık kitabı almış.
Yolda giderken Dursunla karşılaşmış. Dursun Temel in elindeki kitabı görünce
- Ula Temel nedur o kitap da demiş.
Temel de hemen bilgiç bilgiç
- Düz mantık kitabıdır
- Ula düz mantık da nedur da
- Ula bilmey misun
- Yok bilmeyrum demiş.
Temel de hemen başlamış anlatmaya
- Ula sizin evde akvaryum varmidur Dursun
- Yoktur deyince
Temel hemen demiş ki
- O zaman sen ibnesin

Papağan

Yeni evli iki çift gerdek gecesi sevişmek için hazırlanırken kadın birden eşine
-Yapamayacağım, der.
Eşi sebebini sorduğunda
-Bu papağan bana bakarken rahat davranamıyorum, yanıtını verir. Bunun üzerine adam papağana doğru yönelir. Papağana
- Şimdi arkanı dön. Eğer bizim tarafa dönecek olursan senin ananı *ikerim, der.
Bunun üzerine papağan arkasını döner. Karı kocanın işi biter, sabah olur. Papağanın arkası hala dönüktür. Çift ise balayına gitmek için valizlerini toplamaya başlarlar. Fakat son bir parça valize sığmamaktadır. İçeride şu diyalog geçer:
- “İttir ittir…”
- “Olmuyor ittiriyorum.”
- “Biraz daha zorla, girdi girecek.”
- “Dayanamayacağım, gücüm kalmadı.”
- “Ha gayret, sık dişini, az kaldı giriyor.”
- “Yok bu böyle olmayacak.Ben en iyisi gardolabın üstüne çıkıp oradan atlayiim, belki o zaman girer.”

Bunun üzerine papağan arkasını dönerek
- “Valla diil anamı, sülalemi *ikseniz bu pozisyon kaçmaz…”

Bir kelle getirene on lira

Kurtuluş savaşında ordu büyük zayiat vermektedir...
Ordu komutanı bu gidişe dur demenin yollarını ararken aklına dahiyane bir fikir gelir. Hemen bölüğü düz bir arazide toplar ve bölüğe hitaben: Bu günden sonra düşman tarafından bir kelle getirene on lira vereceğini söyler ve bölüğü cepheye gönderir. Ertesi gün bölük şaha kalkar ve her kes iki, üç kelle getirip ordu komutanından parasını alır. Savaşın üçüncü günü ordu komutanı postası olan temelin yok olduğunu görür. Bölüğe haber salar ve tüm ölüler ile yaralıların arasında temeli araştırır. Yapılan aramalarda temelden iz yoktur. Temelsiz geçen beş günün sonunda nöbetçilerden birisi bölüğe doğru bir toz bulutunun yaklaştığını alarm verir. Dürbünü eline alan ordu komutanı yaklaşan bulutun bir kamyon olduğunu görür. Gözlerine inanamaz kamyonun kasası düşman kelleleriyle doludur ve direksiyondaki de temelden başkası değildir. Sevinçle temeli karşılayan ordu komutanı ordusuna dönerek asker dediğin böyle olmalı der ve temeli odasına çağırır. Odaya giden temele ordu komutanı:

-Bak evladım devletimiz savaş halinde, ekonomimiz bozuk ben size kelle başına on lira sözü verdim ama bu kadar kelleye ödeyecek paramız yok gel seninle bir anlaşma yapalım kelle başına sana altı lira vereyim demiş.
Komutanın teklifine şiddetle karşı çıkan temel parasını tam olarak ister. Bir türlü temeli ikna edemeyen komutan kızgın bir ifadeyle altı lirayı neden kabul etmediğini sorar.
Temelin cevabı müthiştir.
Komutanım vallahi yedi liradan ben aldım onları der.

Temel nasil öldi

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :
- Yahu pizum Temel nasil öldi?
- Kalpten cittu, dediler.
- Vasiyetu filan var miydu?
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu.
- Cömdünüz mü?
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

Hangisi Salak

İki işadamı konuşuyorlarmış.
Birincisi "benim bi sekreterim var, salağın tekidir" demiş.
Diğeri hemen "benim sekreterim seninkinden daha salak" demiş.
Bunlar uzunca süre bunun tartışmasını yaptıktan sonra sekreterlerden hangisinin daha salak olduğunu kanıtlamak için bir plan yapmışlar.
Birincisi sekreterini çağırmış ve sekreterine "al şu beş milyonu git bana son model Mercedes al gel" demiş. Sekreter gitmiş.İkincisi çağırmış ve sekreterine "olum git bizim eve ben evde miyim değil miyim bak gel" demiş.

O da çıktıktan sonra iki sekreter dışarıda karşılaşmışlar.Birincisi demiş ki "benim patronum çok salak.." diğeri atılmış "hayır benim patronum daha salak "bunlar da tartıştıktan sonra hangisinin daha salak olduğunu kanıtlamaya karar vermişler.
Birincisi "benim patron bana beş milyon verdi benden son model Mercedes almamı istedi. Ulan hiç pazar günü galeri açık olur mu?"
İkincisi "benimki de benden eve gidip evde olup olmadığını kontrol etmemi istedi. Ulan koskoca işadamı yanında bi sürü telefonu var açıp sormuyo da beni ta evine kadar yolluyo" demiş.

Gazete olmak istiyormuş

KADIN kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş;
‘ - Keşke bir gazete olsaymışım. Böylece bütün gün sıkı sıkı tuttuğun ve ilgilendiğin tek şey ben olurdum.’
Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş;
‘- Evet keşke sen bir gazete olsaydın; böylece yarın senin yerine yeni bir tane alabilirdim...’

Fıkralarla Türkiye

Temelin sülalesi savaşta

Temel, arkadaşı İdris"e havasını atıyormuş:

- Haçan penum büyük dedem Rus harbinde Ruslara karşi savaşti...

Dedem Çanakkale harbinde inciluzlere karşi savaşti...

Babam Kurtuliş Savaşı"nda Yunan"a karşi savaşti...

ben de Kore"de Korelilere karşi savaştim.

İdris atılmış:

- Ula demiş, haçan senun de ne geçimsuz bi sulalen var imiş!

Kolanın yarısı

Temel ile Dursun ortaklasa bir kola almışlar.
Temel demiş ki
-"Kolanin yarisu senun, yarisu benimdur."
Kabul etmiş Dursun.Temel demiş ki
-"Yanluz ilk pen içecegum haa"
Buna da "tamam" demiş Dursun.Temel aldığı gibi kolayı lıkır lıkır içmeye başlamış.
Dursun demiş ki:
-"N"oldi, hacan hepsinu bitirdin?"
Temelde:
-"Çünkü alttaki yarisu benumdur!!"

Paspal çocuk

İş adamı traş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir.

Derken, kapının önünden agır agır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulagına fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..." Berber çocuga seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar.

Berber işadamının kulagına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beşyüzbin, diger elinde beşmilyon'luk bir banknot oldugu halde çocuga sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?"

Çocuk dalgın dalgın bir beşyüzbine bir de beşmilyona bakar ve sonunda beşyüzbinlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemiştim." der.Traş bitince işadamı sokaga çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beşmilyonluk degil de, beşyüzbinlik banknotu aldıgını sorar.Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir:

"Hehehe... Eger besmilyonlugu alırsam oyun biter!"

Tavşan

Bütün dünyada gizli servisler arasında bir yarışma düzenlenmiş.
Ülkelerin gizli servisleri yarışma günü tarif edildiği gibi çok büyük
bir ormanlık alanın kıyısında toplanmışlar. Jüri açıklamasını yapmış: 'Şu
gördüğünüz tavşanı ormana salıcaz.. 1 Saat sonra
peşinden gidip en kısa sürede tavşanı geri getiren grup büyük ödülü
alıcak' demişler.
Ve Tavşanı ormana salmışlar. 1 saat sonra Amerika’dan CIA ormana
dalmış. 1 gün, 5 gün, 15 gün 1 ay derken 40 gün
sonra tavşanla geri gelmişler...
Tavşan tekrar ormana salınmış ve 1 saat sonra bu sefer Mossad peşinden
ormana dalmış. 1 gün, 5 gün, 15 gün derken 30 gün
sonra ellerinde tavşanla geri dönmüşler. Herkes bunları CIA'i
geçtikleri için tebrik etmiş falan...
Sonra Tavşan bir kez daha salınmış ormana, 1 saat sonra da bu sefer KGB
dalmış ormana ve 15 gün sonra ellerinde tavşanla geri
gelmişler... Tabii herkes şok!! 15 günde geri gelmeleri inanılmaz bir
süreymiş. Herkes
bunlara birinci gözüyle bakarken sıra bizim MİT e gelmiş...
Tavşan salınmış 1 saat sonra bizim MİT dalmış ormana...
Aradan 4–5 saat geçmişken uzaktan bir toz bulutu görülmüş. Herkes ne
olduğunu anlamak için bakarken
bizim MİT çileri görmüşler. Filin birini
hortumundan çekiştire çekiştire getirip hakem masasının önüne
atmışlar. Fil berbat durumda tabii. Üstünde sigara
yanıkları çeşitli bölgelerinde elektrik yanıkları, kafa göz
yarılmış vs .. Herkes ne olduğunu anlamak için birbirine bakarken
hakemlerden birisi :
'Olum biz size Tavşan getirin demiştik ama bu fil' diyecek olmuş.
Ama daha sözünü yarılamadan fil kafayı kaldırmış ve su cümleyi
kurmuş:
'Anamı si...nler ben tavşanım'

Aşırı hız

Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....

Zeka testi: 3x3=?

3 yaşlı adam doktorda zeka testindeler..Doktor ilk yaşlı adama sorar..
- 3 kere 3 kaç eder..?
- 274..?
yanıtını alınca doktor üzgün bi şekilde ikinci yaşlı adama döner..
- Şimdi sizin sıranız.3 kere 3 kaç eder..?
- Salı..?
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner..
- Evet..Şimdide sizin sıranız..3 kere 3 kaç eder..?
- 9 ..?
Cevabını sevinçle karşılayan doktor..
- Bu harika..Nasıl buldunuz..?
Üçüncü yaşlı adam sakince..
-Oh, çok kolaydı..Sadece 274'ten Salı'yı çıkardım.

İyi - Kötü haber

İki denizci konuşmaktadır:

"Sana iki haberim var, biri iyi, diğeri kötü."

"Önce kötüsünü söyle."

"Biz seninle zamanımızın çoğunluğunu seferde geçirirken karılarımızın dostluğu çığırından çıktı, ikisi de lezbiyen oldu!."

"Vay canına, peki iyi haberin nedir?."

"Senden hoşlanıyorum!..."

Satılık mı?

Genç ve güzel sekreter son günlerde iyice açık saçık giyinmeye başlamış.

Özellikle yürüdüğü zaman ortaya çıkan görüntü genç patronun aklini çelecek duruma gelmiş. Bir gün yine bu ortam olusunca, patron kapıyı kilitlemiş ve sekretere karşısındaki koltuğa oturmasını söylemiş. Sekreter koltuğa öyle bir oturmuş ki, genç patronun gözleri yuvasından oynamış. Sekreterin dizlerine ellerini koyarak sormuş:

— Bu satılık mı?

Sekreter tokadı indirmiş ve buz gibi öfke dolu bir sesle:

— Elbette hayır. Siz beni ne sanıyorsunuz?

Patron hiç istifini bozmamış:

- Eğer satmayı düşünmüyorsan reklamını da yapma..

Dönmeyiz!!!

Temel ve Dursun bir akşam otobanda iki sarışını arabalarına alırlar ve ıssız,
kuytu bir yere gitmek için basarlar gaza...
Yarım saat sonra gidecekleri yere yaklaştıklarında sarışınlardan biri der ki

-Şimdiden söyleyelim, biz dönmeyiz.

Temel kendinden emin, cevap verir :

- Valla bu kadar geldikten sonra biz de dönmeyiz....!!

Nasıl durayım

75 yaşındaki adam, doktora şikayette bulunuyordu;
-Evladım birinci iyi, ikinci de eh şöyle böyle idare ediyorum. Ama üçüncüde dizlerim kesiliyor, hele dördüncü de nefes nefese kalıyorum.

-Hop ! Amca ne yapıyorsun, delirdin mi? Senin bir de durman gerekir.

-Nasıl durayım evladım, beşinci katta oturuyorum.

O..... çocuğu

Bir rahibe günah çıkartmak için rahibin yanına gidiyor. Rahibe:
-Benim hayatımda bir erkek var, ama o..... çocuğunun teki diyor.
Rahip soruyor:
-Neden ona o.... çocuğu diyorsun?
-Çünkü o benim yanağımı okşayıp, beni öpüyor.
Rahip, rahibenin yanağını okşamış ve öpmüş sonra sormuş:
-Böyle mi?
-Evet!
-Bu ona o..... çocuğu demeni gerektirmez kızım!
-Ama o benim elbiselerimi çıkartıp vücudumu da okşayıp öpüyor.
Rahip rahibenin elbiselerini çıkartmış ve bir süre sevişmişler. Sonra rahip yeniden sormuş:
-Böyle mi?
-Evet!
-Ama bu da ona o..... çocuğu demeni gerektirmez.
-İyi de peder, sonra bir güzel beceriyor beni.
Rahip bunun üstüne rahibeyi beceriyor ve tabii ki soruyor;
-Böyle mi?
-Evet diyor yeniden rahibe.
Rahip:
-Bu da ona o..... çocuğu demen için yeterli sebep değil.
Rahibe bu sefer bağırıyor:
-Ama o AİDSliymiş.
-Vay o..... çocuğu!

OTOYOLDA YAŞLI KADININ HALİ

Amerika'da 22 no"lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saatle gittiğini fark etmiş. Bu araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Ve aracın peşinden gidip aracı durdurmuş, birde ne görsün. Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Ve aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var.
Polisi görünce yaşlı sürücü:
—Polis bey çok mu hızlı gidiyordum? Diye endişe ile sormuş.
Polis demiş ki;
—hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz. Ve bütün otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyorsunuz.
Yaşlı teyze: -Ama otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hıza uymak istedim!
Polis:- Teyzeciğim demiş, o 22 otoyolun numarası. Bu yolda min.50 km hızla gitmelisiniz.
Kadın “tamam, bundan sonra hızlanacağım” demiş. Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış. Ve sormaya karar vermiş sürücüye.

Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturan kişilerin nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!
Kadın şöyle cevap vermiş: Valla bende anlamadım, 250 no'lu karayolundan çıktıktan beri böyleler.

Kaşarın kilosu

Kral Tv in sarışın, prezentabl vjlerinden biri proğramında:

-"Bana ne kadar değer biçersiniz yani benimle evlenmek için ne kadar başlık parası verirsiniz?" diye soruyor, ağzını yayarak...

Telefona bağlananlar:

-"milyarlarımı, evimi, arabamı, varımı,yogumu,herşeyimi diye sayıp döküyor..

Orta yaş civarlarında bir amca arıyor,

-"150-160 milyon lira veririm" diyor.

Sarışın vj şaşkın, değer kaybının nedenini soruyor..

-"Sen aşağı yukarı 50-55 kilo çekersin"

-"Eeeee!"

-"Eeeeesi.. Kaşarın kilosu da üç milyon lira civarında.."

Oyuncak beyaz ayı

- 9 yaşlarında bir çocuk var, bu çocuğun en sevdiği şey yatak odasındaki dolaba girip oyuncak beyaz ayısı ile oynamak. Yalnız bu duruma annesi çok kızıyormuş çünkü kocası yokken sevgilisini eve getiriyormuş. Yine bir gün annesi sevgilisi ile dışarıda iş üzerindeyken çocuk dolapta beyaz ayısı ile oynuyormuş... Bu sırada kadının kocası gelmiş kapı çalınmış, kadın panik ile adamı dolaba sokmuş. Bu sefer kocasıyla dışarda sevişmeye başlamışlar. Bu sırada içerde çocuk ve adam karşı karşıya oturuyorlar.. bir süre sonra
* Amca,
* Efendim?
* Benim bi beyaz ayım var..
* Eee.?
* Sen onu alıcaksın
* çocuğum ben koca adamım ne yapıyım ayıyı?
* yok yok alıcaksın..
* Almıcam ulan
* Alıcaksın, yoksa çıkar babama söylerim
* Peki peki sus... ne kadar ?
* $50
* Hadi lan .. ben $50 vermem ona
* Peki bende çıkar babama söylerim...
* peki peki ... al şunu ...

aradan bi süre geçmiş..

* Amca
* ne var?
* ayımı geri ver..
* hadi lan ben ona $50 saydım..
* vericeksin, yoksa çıkar babama söylerim..
* peki lan velet al sus şunu..

biraz sonra

* Amca..
* ne var
* benim beyaz ayı varya...
* eee ..?
* sen onu geri alıcaksın $100
* Hmmppf !

Bu böyle sabaha kadar devam etmiş.. çocuk adamın cebindeki tüm parayı almış. Ertesi gün gitmiş... Paralarla kendisine bir bisiklet almış.. Eve dönmüş annesi bisikleti görmüş

*bunu nerden buldun? demiş

O da
*yerde para buldum onunla aldım demiş..
Annesi
*Olmaz çocuğum sen günah işlemişsin, git bisikleti geri ver, parayı geri al .. sonra o parayı kiliseye bağışla..

gitmişken de parayı nasıl bulduğunu anlat ve günah çıkar demiş...


Çocuk istemeye istemeye gitmiş, bisikleti geri vermiş, parayı almış.. sonra parayı kiliseye bağışlamış ve günah çıkarma odasına girmiş...

Rahip kabinin diğer tarafından seslenmiş

*Buyur çocuğum
* Rahip amca benim bi beyaz ayım var
Rahipten gelen cevap:
*S..tirrrrr gitt laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan..!!

Temel, Dursun Otel odasında

Bir gün Temel, Dursun ve Ahmet otel aramaya gitmişler.
Sadece 3 odası bos bir otel bulmuşlar. Bu odaların kusurları varmış.
Biri karıncalı odaya, biri sinekli odaya, biri de böcekli odaya yerleşmişler.
Herkes odasına çekilmiş ve derken sabah olmuş.
Dursun ile Ahmet'in gözleri mos mormuş çünkü sinek ve böcekler onları ısırmış fakat Temel'e birsey olmamış.
Temele sormuşlar :
-"Sana neden birsey olmadı?
Temel :

-"bir karinca öldürdüm hepsi cenazesine gittiler."

Temel Ölünce

Temel ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Karısı fadimeye sorar:
—Fadime, ben ölünce yeniden evlenecek misin? Fadime de
Temel üzülmesin diye evet cevabını verir.
Bunun üzerine Temel
—Onu benim kadar sevecek misin?
-(ağlayarak) Evet
—Onu eve alacak mısın?
—Evet
—Ona güzel yemekler yapacak mısın?
—Evet Temel'im.
—Ona sarımsaklı yoğurtlu mantı da yapacak mısın?
—O SEVMEZ.

Üçgenin Alanı

İlkokulda, matematik dersinde öğretmen üçgenin alanını, çocuklara su şekilde öğretmiş: Bir üç kenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun, ikiye bölümüdür. Çocuk bunu güzelce ezberlemiş. Aksam babası evde sormuş:

— Bu gün okulda ne öğrendiniz?

— Matematik dersinde, bir üçkenarlının alanını öğrendik babacığım.

— Ya öyle mi, peki nasıl öğrendiniz?

— Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun, ikiye bölümüdür.

— Yavrum, yanlış öğretmişler size. Doğrusu: Bir üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir. O sırada, bir yandan gazetesini okuyan, bir yandan da torunuyla oğlunun konuşmasını dinleyen dede, dayanamayıp söze girmiş:

— İkinizin de tanımı yanlış! Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesiyle irtifainin hasil-i darpinin nısfına müsavidir..

Doğum şefi - oto tamircisi


Adamın karısı gece yarısı doğum yapmıştı. Sabah ilk is hastaneye telefon edip durumları sormak oldu.
- Alo orasi doğum servisi mi?
- Evet efendim.
- Servis şefi ile görüşebilir miyim
Tam o sırada hatlarda bir karışıklık olur ve müşterisiyle konuşan bir otomobil tamircisi hatta girer. Cazır cuzurt Parazit sesleri ve hat düzeliyor.
- Alo.... alo sesim geliyormu ?
- Evet devam edin.
- Sesim şimdi daha iyi herhalde, sizinkide öyle.
— Merak edilecek bir şey yok, burada her sey yolunda, onu iki gün içinde evinize yollarız.
— Demek her şey normal...?
— Aslında ne kadar zorluk çektiğimizi bilemezsiniz. Her tarafını elden geçirdik. İşe yaramaz hale gelen yerlerini değiştirdik. İki gün sonra da yeniden kullanmaya başlayabilirsiniz.
— Nasıl yeniden kullanabilirim anlamadım?
— Hiç merak etmeyin, sonuçtan memnun kalacaksınız. Giriş deliğini daralttık, çok fazla genişlemişti. Her halde çok zorluyordunuz?
- Fakat !!!!
- Yooo hayır itiraz etmeyin, zorlandığınız belli.. Sık sık yağlasanız iyi olur. Bu arada çıkış deliğini de açtık. Biraz tıkanmıştı da.
- Çıkış deliği mi ?....
— Hani gaz çıkan deliği. O kadar iyi açıldı ki simdi gaz çıkarırken sesini dinlemek bir zevk.
- Ne dediniz ?
- Dediğim gibi her sey yolunda...Emin olmak için dün aksam bizzat kendim denedim. Herşey o kadar iyiydi ki zevkten mesut oldum. Bu sabah yedi kişi birden çıktık üstüne bana mısın demedi. Artık öyle hızlı ki hiç sormayın çok memnun kalacaksınız.

Fadime'nin aşkı

Temel bir gün pembe dizi izliyormuş, dizide adam yanındaki kadına sormuş:
-"Hayatim, gökyüzünde ne görüyorsun?"
Kadın:
-"Aşkımızı..."
-"Peki gözlerimde ne görüyorsun?"
-"Aşkımızın ateşini."
Temel de bunları Fadime"ye söylemeye karar vermiş.

Fadime"nin yanına gitmiş ve şöyle demiş:
-"Göçyüzunde ne cöreysun?"
Fadime:
-"Bulut..."
-"Çözlerumde ne cöreysun?"
-"Çapak..."

Temel Tavukçuluk yapar

Temel çok karlı bir iş olarak düşündüğü için tavukçuluk yapmaya karar vermişti. İlk olarak elli tane civciv alıp ayaklarından toprağa gömer. Güzelce gübreleyip sular fakat iki gün sonra civcivlerin hepsinin öldüğünü görür.

Yaptığı yanlışın farkına varan Temel elli civciv daha alıp bu seferde kuyruklarından toprağa gömer. Aynı şekilde gübreler, sular fakat nafile bu civcivlerde ölür. Ne yapacağını şaşıran Temel, Ankara"da tavukçuluk eğitimi gören, amcaoğlu İdris”e durumu yazıp yardım ister. Birkaç gün sonra İdris”in cevabi gelmişti,

"Sevgili amcaoğlum Temel, yazdıklarını okuyup, anladım. Fakat doğru bir teşhis koyabilmem için bana bir miktar toprak numunesi gönderirsen sevinirim."

Başım ağrıyo de

Temel'le Fadime ormanda gezerlerken birkaç adam bunlara saldırır. Temel'i ağaca bağlayıp Fadime'yi başlarlar soymaya...
Fadime bağırır:
- "Temeeel bunlar galiba, gali-ba beni ...." Temel:
- "Başım ağrıyo de, başım ağrıyo dee!!!"

Temel sırıtırsa

Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.
- "Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü", dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
—Bu neden sırıtıyor?"
- "bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

- "Bu neden oldu?" diye sordu savcı.
- "Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.
- "Peki neden sırıtıyor?"

- "Fotoğrafını çekiyorlar sanmış."

Süpermen

Adamcağız hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir.
Karısı son derece zinde, duruma kesinlikle hâkim, kocasını sorgulamaya baslar.
— Söyle bakalım Süpermeeen. Neler yaptın bu aksam?
— Valla karicim, patronla beraber müşterileri yemeğe çıkarttık.
— Eeee, sonra ne yaptınız Süpermen?
— Oradan striptize gittiiik... Ben sadece seyrettim.
— Yani sen bişiyler yapmadın değil mi, Süpermen ??!!!
— Ben hiç bişicikler yapmadım, ama sen niye bana ikide bir Süpermen diyorsun?
— Valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm... Donunu pantolonunun üstüne giyen !!!

Sarışının biri...

Sarışının biri ilkokul öğretmeni olarak staja başlar, çok heveslidir.
Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun
alanının sonunda kenarda durduğunu görür. Çocuğun iyi olup olmadığını
öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını
söyler. Bir sure sonra sarısın çocuğun yine tek basına aynı yerde durduğunu
görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak, "senin arkadaşın olmamı
ister misin?" diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte "tamam"
der. İlerleme kaydettiğini düşünen sarışın öğretmen "Bütün çocuklar
topun peşinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?" diye sorar.
Afallayan çocuk hayretle cevap verir:
"Çünkü ben kaleciyim!!!"